Çay ve Kahvenize Attığınız Tatlandırıcılar Masum Değilmiş: Bilimsel Araştırma Ortaya Koydu
İstanbul – Gözümüzün önünde dönen o küçük beyaz paketçikler… Çayımıza, kahvemize iki atım sallıyoruz, hatta “şekerden iyidir” diyerek gönül rahatlığıyla kullanıyoruz. Ama işin aslı hiç te öyle değil arkadaşlar. Current Atherosclerosis Reports dergisinde yayımlanan bir inceleme tatlandırıcıların perde arkasını aralamış durumda. 21 ayrı kontrollü çalışmanın verileri üst üste konulmuş ve ortaya çıkan tablo pek iç açıcı değil.
Bakın şimdi, neymiş bu tatlandırıcı meselesi? Bilim insanları yetişkinler üzerinde 21 farklı çalışma yapmış. Her biri kontrollü, yani bir gruba tatlandırıcı verilmiş, diğerine verilmemiş. Ve incelemeler göstermişki, tatlandırıcı kullanımı ile kan şekeri kontrolü arasında kısa vadede bile bazı olumsuz değişiklikler var. Yani o tatlandırıcıyı atıyorsunuz ama vücudunuz “bu ne be?” diyerek şeker metabolizmasına bir yerlerden müdahale ediyor olabilir. Üstelik bu sadece başlangıç.
Uzun vadeli gözlemlere gelince… İşte orası daha da karışık. Araştırmacılar uzun süre tatlandırıcı tüketen kişilere baktığında, bu bireylerde Tip 2 diyabet ve kalp hastalıklarının çok daha sık görüldüğünü aktarıyor. İnanır mısınız? Yıllardır “şeker yerine bunu kullanıyorum sağlıklıyım” diyenler aslında kendilerini bilmediğimiz bir riskin içine atıyor olabilir. Ama hemen panik yapmayın diyor uzmanlar, çünkü bu durum tatlandırıcıların doğrudan hastalığa yol açtığı anlamına gelmiyor. Yani bir sebep-sonuç ilişkisi değil, daha çok bir bağlantı var. “Acaba tatlandırıcı mı hastalığı tetikliyor, yoksa hastalık riski olanlar mı tatlandırıcıya yöneliyor?” sorusu henüz cevap bulmuş değil.
Bilim insanlarının aklında başka bir teori daha var. Diyorlar ki yapay tatlandırıcılar bağırsak mikrobiyomunu etkiliyor olabilir. Yani bağırsağımızdaki o minik dostlarımızın dengesini bozuyor. Bu durumda vücudun insülini kullanma biçimi de değişiyor. Düşünsenize, bir tatlandırıcı paketi bağırsaklarınızdaki milyarlarca bakteriyle oynuyor ve bu oyun vücudunuzun şekere verdiği tepkiyi değiştiriyor. Ama bu mekanizma tam olarak çözülmüş değil. Ünlü kardiyolog Dr. Cheng-Han Chen ve beslenme uzmanı Keri Gans’da bu konuda daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu söylüyor.
Neyse, devam… Uzmanların net bir mesajı var: “Panik yapmayın, hemen tatlandırıcıları bırakmanıza gerek yok.” Çünkü özellikle yüksek miktarda şeker tüketen bireyler için tatlandırıcılar, bir geçiş dönemi aracı olarak değerlendirilebilirmiş. Yani bir anda şekeri kesmek yerine, önce tatlandırıcıya geçip sonra zamanla azaltmak mantıklı olabilir. Ama uzmanların altını çizdiği nokta şu: bu bir çözüm değil, ancak bir araç. Sonuçta en doğrusu hem şekerden hem tatlandırıcılardan uzak durup, yiyeceklerin doğal haline dönmek.
İşte böyle arkadaşlar… Şimdi herkes çayını, kahvesini yudumlarken bir kez daha düşünecek. O küçük paketçikler gerçekten masum mu, yoksa bilmediğimiz bir oyunun parçası mı? Bilim konuşuyor, araştırmalar devam ediyor. Bakalım bu konu nereye varacak, gelişmeleri takip ediyoruz.
Kaynak: Orijinal Haber

