Konya’nın Güneysınır ilçesinde yaşayan 75 yaşındaki Mustafa Özdemir, terzilik ve motosiklet tamirciliğinin ardından emeklilik yıllarında kendi kendine öğrendiği enstrüman yapımını yaşamının vazgeçilmez uğraşına dönüştürdü.
Sabahın ilk saatlerinde atölyesinin kapısını açar, ahşabın cinsine göre o gün yapacağı enstrümanı belirliyor. Bu 75 yaşında usta, Güneysınır’ın dar sokaklarında, evinin bahçesinde kurduğu atölyede bağlama, ut, kabak kemane ve baston üretimiyle gündemi ısıtıyor. Bir bağlamanın teknesini, bir sapını şekillendirirken, aynı gün bir bastonun son dokunuşunu yapıyor. Testere ve zımpara sesi sokağa yansıyor, bir süre sonra ise kendi çaldığı enstrümanların nağmeleri duyuluyor.
İlk defa 1963’ten beri saz çaldığını belirten Özdemir, 2000’de enstrüman yapmaya başladığını söylüyor. “Benim hiç ustam yok. Kimsenin yanında da görmedim. Allah vergisi işte. Ben hiçbir işi ustadan görmedim. Sıfırdan her şeyini yaparım,” diyor. Bu sözler, eski bir terziyle motosiklet tamir atölyesinde geçirdiği yılların ardından, el becerilerini müziğe taşımasının bir göstergesi. Her ağaçtan 150 adet baston yapma sözü verdiği bir gün, bu hedefini gerçeğe dönüştü; hepsini atölyesine yerleştirerek koleksiyon haline getirdi.
Küçük yaşta annesini ve babasını kaybetmiş, zorlu bir yaşam süren Özdemir, el becerilerini ve müziği hayatının kurtarıcı unsurları olarak gördü. “Enstrüman çalmayı öğrendikten sonra yapmaya başladım. Bunları yapınca her şeyden vazgeçtim. Müzik beni kötü alışkanlıklardan uzaklaştırdı.” Bu sözleriyle, gece yarısı testere sesinin yerine, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte çalan bir bağlamanın sesiyle karşı karşıya kalıyor.
Atölyesi, Konya’nın Güneysınır ilçesinin sakin sokaklarında yer alıyor. Burada, 30 yaşına kadar terzilik, 20 yıl motosiklet tamirciliği yaptıktan sonra, 75 yaşında bir ustanın elinde, ahşabın dokusu ve müziğin ritmi birleşiyor. Kendinden “150 tane baston yapayım” dediği gün, 150 adet baston atölyesine yerleştirildi; hepsi onun kişisel koleksiyonunda. Yaşının getirdiği deneyim, her bir aletin içinde bir hikaye saklıyor ve bu hikayeler, sokakların her köşesinde yankılanıyor.
Böylece, Güneysınır’ın sakin sokaklarında, 75 yaşındaki bir ustanın hayatı, kendi kendine öğrenme ve müziğe duyduğu tutkuyla dolup taşıyor. Atölyesinden yükselen testere sesleri, bir anda melodilere dönüşüyor. İstanbul’da bir köşede çalan bir bağlama, bir anda Güneysınır’da bir çınar ağacının gölgesinde yankılanıyor. Ne olur, bu ustanın hikâyesi yavaş yavaş yayılıyor, sesleriyle birer birer dökülüyor.
Kaynak: Orijinal Haber