Meclis’ten önemli bir karar çıktı arkadaşlar. Uzun süredir konuşulan öğrenci affı ve yükseköğretime ilişkin kanun teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Evet yanlış duymadınız, artık öğrenciler için yeni bir dönem başlıyor. Peki bu düzenleme tam olarak ne getiriyor? Gelin hep beraber bakalım…
Öncelikle en çok merak edilen konuya, öğrenci affına değinelim. Kanunla birlikte, azami öğrenim süresini dolduran son sınıf öğrencileri için önemli bir kolaylık sağlanıyor. İntörnlük eğitimi dönemi hariç olmak üzere, başarısız oldukları veya alamadıkları tüm teorik ve uygulamalı dersler için iki ek sınav hakkı tanınıyor. Yani okuyamadım, geçemedim diyenlere bir şans daha doğuyor. Ayrıca teorik veya uygulamalı derslerden geçmiş ama uygulamalı eğitime veya intörnlüğe başlamamış ya da tamamlayamamış öğrenciler için de tamamlama imkanı getiriliyor. Ancak bu ek sınav hakkı yalnızca son sınıf öğrencilerine veriliyor, ara sınıflardakilere bu hak tanınmıyor. YÖK bu konuda uygulamanın esaslarını belirleyecek.
Sadece öğrenci affı yok tabi, öğretim üyelerini de ilgilendiren önemli değişiklikler var. Yükseköğretim Denetleme Kurulu üyelerinin kurulda geçirdikleri süreler, fiilen mesleklerinde geçirilmiş sayılacak ve terfi, birinci sınıfa ayrılma gibi süreçlerde dikkate alınacak. Yaş haddinde ise üye seçilmeden önceki kadronun yaş haddi esas alınacak. Bir diğer dikkat çekici düzenleme ise emeklilik yaşını dolduran öğretim üyeleriyle ilgili. Yaş haddini doldurmadan başvurmuş ve sözleşme tarihi itibarıyla kadroda bulunan öğretim üyelerinden, üniversitenin faydalı gördüğü ve YÖK’ün karar verdiği kişiler, emeklilik aylığı bağlanana kadar 75 yaşını geçmemek şartıyla ikişer yıllık sürelerle sözleşmeli olarak çalıştırabilecek. Tabi bu sözleşmeli öğretim üyesi sayısını sınırlandırma yetkisi de YÖK’e veriliyor. Kanunla, bu şekilde çalışanların kadroluyken sahip oldukları özlük haklarının sözleşmeliyken de devam etmesi ve her iki statü arasında ödemelerde birlik sağlanması hüküm altına alınıyor.
Bir başka önemli madde ise yurt dışı görevlendirmelerle ilgili. Türk Cumhuriyetleri ve Akraba Topluluklarındaki yükseköğretim kurumlarından resmi davet alan öğretim elemanlarına, üniversite yönetim kurulu kararı ve Milli Eğitim Bakanlığı onayıyla, özlük hakları saklı kalmak üzere 3 yılı aşmayacak şekilde aylıklı izin verilecek. Uluslararası anlaşmalarla kurulan üniversitelerde veya YÖK’ün taraf olduğu protokoller gereği yurt dışındaki programlarda bu süre 5 yıla çıkarılabilecek. Yani hocalarımız artık daha rahat yurt dışına gidebilecek.
Disiplin süreçlerinde de ciddi değişiklikler var. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda, disiplin soruşturması, ifade alma ve savunma hakkı yeniden düzenleniyor. Artık soruşturma süreci daha şeffaf ve hukuki güvenlik ilkelerine uygun olacak. Soruşturmacı, soruşturulana göndereceği ifadeye davet yazısında iddiaları açıkça belirtecek ve en az 7 gün süre verecek. Bu sürede ifade verilmezse dosyadaki delillere göre işlem yapılacak. Aynı şekilde savunma için de en az 7 gün süre tanınacak ve kişiye savunma hakkını kullanmadan önce soruşturma evrakını inceleme imkanı verilecek. Ayrıca kişisel emek ve birikime dayanmayan, başkaları tarafından ücretli veya ücretsiz üretilmiş yayınları kullananlar ile bunlara aracılık edenlere meslekten çıkarma cezası uygulanacak. Yani sahte yayın yapanlar dikkat etsin!
Tıpta uzmanlık alanında da bir düzenleme var. Yan dal uzmanlığı bulunan öğretim üyeleri ve araştırma görevlileri için ek ödeme tavan oranı, Sağlık Bakanlığı’ndaki emsalleriyle uyumlu hale getiriliyor. Ortak araştırma merkezlerinde görevlendirilen öğretim elemanları ise kendi üniversitelerindeki döner sermaye faaliyetlerine katkıları oranında ek ödemeden yararlanmaya devam edecek. Proje gelirlerinden alınan dayanıklı taşınırlar koordinatör üniversitenin envanterine kaydedilecek ve ortak araştırma merkezi üniversitelerine tahsis edilecek. Proje bitince bu taşınırların kime verileceğine yönetim kurulu karar verecek. Koordinatör üniversite değişirse borç, alacak ve nakit bakiyeleri yeni koordinatöre devredilecek.
Sağlık tesisleriyle ilgili de önemli bir madde var. Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinin bir önceki yıl gayrisafi hasılatının yüzde 2,5’i, o yılın merkezi yönetim bütçesinden ilgili üniversitelere bilimsel araştırma projeleri için aktarılacak. Eğer bir sağlık tesisi birden fazla üniversiteyle protokol yapmışsa, bu oran üniversitelerin tesiste görevlendirdiği öğretim elemanı sayısına göre bölünecek. Uygulamanın usul ve esasları ise Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’nın görüşü alınarak YÖK tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.
Neyse, işte böyle arkadaşlar… Öğrenci affından öğretim üyelerinin emekliliğine, disiplin süreçlerinden sağlık tesislerine kadar birçok konuda köklü değişiklikler içeren bu kanun, üniversitelerde nasıl bir etki yaratacak? Bakalım önümüzdeki günlerde uygulamada neler göreceğiz… Gelişmeleri takip ediyoruz.
Kaynak: Orijinal Haber