Hani hep derlerdi ya “erkekler geç olgunlaşıyor” diye, işte o lafın boş olmadığı bilimsel olarak kanıtlandı. Uzun süredir konuşuluyordu bu konu, nihayet bir araştırmayla tescillendi. Nöroloji uzmanları, erkek beyninin kadınlara göre daha geç geliştiğini, hatta bu sürecin 30’lu yaşlara kadar sürdüğünü ortaya koydu. Ve evet, bu sadece boy pos meselesi değil, beynin içindeki devasa yapılanma süreci…
Bakın şimdi, Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Onultan’ın açıklamaları var. Diyor ki, erkeklerde fiziksel gelişim yani boy uzaması, cinsel olgunlaşma genelde 18-20 yaşlarında tamamlanıyor ama beyin öyle değil. Beynin özellikle üst düzey işlerden sorumlu bölgeleri -karar verme, plan yapma, risk alma gibi- gelişmeye devam ediyor. Yani 20’sine gelmiş bir genç adamın boyu uzamış olabilir ama beyni hala “inşaat halinde” yani anlayacağınız…
Kadınlarda bu iş daha çabuk oluyor. Sinir ağları erişkinlik çağına daha erken ulaşıyormuş. Ama erkeklerde sinaptik yeniden yapılanma, yani beynin gereksiz bağlantıları ayıklayıp daha verimli ağlar oluşturması, daha uzun sürüyor. Bu yüzden bazı genç erkeklerde o risk alma eğilimi, ani kararlar, dürtüsel davranışlar daha belirgin olabiliyor. “Dur bi düşün” demek yerine atlıyorlar yani. Ama bu herkes için geçerli değil tabi, genetik, eğitim çevre faktörleri de çok önemli. Herşey aynı değil yani.
Peki bu gelişim kaç yaşında bitiyor? İşte asıl mesele burada. Yıllardır 25 yaşında falan bittiği söyleniyordu. Hatta bazı çalışmalar 30’u gösteriyordu. Şimdi Uzm. Dr. Onultan, “Nörobilim çalışmaları, beynin gelişiminin 32 yaşında tamamen sona ermediğini de gösteriyor” diyor. Yani öğrenme , yeni deneyimler, spor, kitap okumak derken beyin yaşam boyu yeni bağlantılar kurabiliyor. Buna nöroplastisite deniyormuş. İnanır mısınız, beyin sürekli kendini yeniliyor. Yani 40 yaşındaki bir adamın beyni de öğrenebilir, değişebilir. Bu biraz umut verici değil mi?
Bu araştırma sadece nöroloji için değil, psikoloji, eğitim bilimleri ve sosyal davranış araştırmaları içinde önemli sonuçlar doğurabilirmiş. Genç erkeklerin o “atılgan” hallerini anlamak, eğitim sistemini buna göre düzenlemek, belki de trafik cezaları veya askerlik yaşı gibi konuları yeniden değerlendirmek gündeme gelebilir. Kim bilir…
Uzm. Dr. Onultan son olarak şunu da ekliyor: “Toplumda mizahi bir söylem olarak kullanılan ‘erkekler geç büyüyor’ ifadesi, bilimsel araştırmalarla farklı bir anlam kazanıyor. Ama amacımız insanları sınıflandırmak değil, beyni daha iyi anlamak.” İşte böyle arkadaşlar. Bakalım bu veriler ışığında eğitim sisteminde, hukukta, hatta aile içi iletişimde neler değişecek? Gelişmeleri takip ediyoruz…
Kaynak: Orijinal Haber